Körbarsağın
apandiks denen solucansı uzantısının iltihaplanması “ akut apandisit ” olarak
bilinir. Çok sık rastlanan ve özellikle yetersiz tedavi sonucu yol açacağı
tehlikeli komplikasyonlardan ötürü korkulan bir hastalıktır. Günümüzdeki
antibiyotik olanaklarına karşın bu ikincil hastalıkların en ağın peritonit yani
karın zarı iltihabıdır.
Apandiks,
içinden besinlerin geçmediği küçük bir barsak çıkıntısıdır. Hareketli ve esnek
bir boru biçiminde olan bu çıkıntı kalınbarsağın başlangıç bölümü olan
körbarsağa, incebarsakla birleşme yerinin hemen gerisinde bağlanır. Genellikle
eğik biçimde gövde eksenine doğru uzanır. Bu normal konumunun dışında leğen kemikleri
(pelvis) içine, karaciğer altına ya da sol böğüre doğru da yerleşebilir.
Alışılmış yerinin dışında bulunan apandisin iltihaplanması, belirtileri
değerlendirmede ve hastalığın tanısını koymada güçlükler yaratır.
NEDENLERİ
Apandiksin
iç boşluğu çok dardır. Barsak florasında bulunan bütün mikroorganizmalar burada
da yaşar. Apandiks genellikle bu mikroplara karşı yeterince dirençlidir. Ama
bazen çoğalan mikroplar hastalık yapıcı özellik kazanır. Böylece apandiksin
iltihaplanma süreci başlar.
Mikropların
hastalık yapıcı özellik kazanmalarını sağlayan en önemli olay, apandiks iç boşluğunun
tıkanarak körbarsakla bağlantısının zayıflamasıdır. Mikropların burada durağan
biçimde kalmasıyla apandiks duvan iltihaplanır. Apendiks içi tıkanmanın birçok
nedeni vardır. Bunlar arasında yoğun mukus tıkaçları, barsak solucanları,
apandisin çok uzun olması, duvarlarında hareketi zorlaştıran köşelerin
bulunması ya da kiraz gibi meyvelerin takılı kalan meyve çekirdekleri ile
fekalit adı verilen barsak içinde ilerleyen sert büyük abdest parçaları sayılabilir.
GÖRÜLME SIKLIĞI
Bütün
cerrahi girişimlerin yüzde 2’si akut apandisit nedeniyle yapılmaktadır.
Bebeklik çağında ender görülen apandisit, çocukluk ve özellikle ergenlik
çağında çok sık ortaya çıkar. Daha sonra görülme sıklığı azalmakla birlikte her
yaşta gelişebilir ve her iki cinste de eşit oranda görülür. Nadiren de olsa bazı
hastalarda akut apandisit kendiliğinden geriler. Ama olguların yarısında bu
krizler yineler ve kesin tedaviyi gerektirir.
BELİRTİLERİ
Apandisitin
belirtileri deneyimli bir hekimi bile tanı koymada zora sokabilir. Akut apandisit
özellikle çocuklarda iştah kaybı, bulantı ve kusmayla başlar. Ateş hastalığın
tipik bir belirtisi değildir. Koltuk altından ölçüldüğünde hiçbir zaman çok
yüksek çıkmaz. Ama makattan alınan vücut sıcaklığı her zaman koltuk altından
alınan dereceye göre daha yüksektir. Ağrı en önemli belirtidir. Birkaç kez
kusmayla birlikte sancı biçiminde ortaya çıkar. Önceleri aralıklı gelen ağrı
gittikçe şiddetlenir ve süreklilik kazanır. Apandisit ağrısı göbek çevresi ve
karın üst bölgelerinde başlar; daha ender olarak bütün karında duyulur. Daha
sonra karnın sağ alt bölgesine kayar. Ağrının göbek ile böğür kemiği ön dikeni
arasındaki bu yeri çok tipiktir. Bazen şiddetle başlayan ağrı daha sonra
hafifler. Bu durum yanıltıcıdır; hastaya rahatsızlığının bittiği duygusunu
verir.
Oysa
ağrı azalırken akut krizin öbür belirtilerinde gerileme görülmezse, örneğin,
hızlı olan kalp atışları yavaşlamaz, kas sertliği çözülmezse bu durum akut apandisitin bir komplikasyonu olan karın zan iltihabının
geliştiğini gösterir.
Hastanın
muayenesi sırasında kolayca akut apandisit tanısına varılabilir. Karnın sağ alt
bölgesinin elle muayenesinde kasların korunma amacıyla kasılması sonucu sertlik
görülür. Belirli noktalara bastırılması şiddetli ağrı verir.
Gerek
muayene bulguları gerekse yardımcı laboratuar tetkikleri (kan, idrar,
Ultrasound vb.) ile konulan tüm
apandisit tanılarının %16 - 20’si
normal bulunmaktadır.
APANDİSİT TİPLERİ
Belirtilerin
şiddeti ve hastalığın ağırlığı yalnız apandiks iltihabının niteliğine bağlıdır.
Akut apandisit başlıca
flegmonöz, gangrenli veya perfore (patlamış)
olarak görülür. Cerrahi uygulamada en sık flegmonöz apandisite rastlanır. Mukus
salgısının arttığı bu tipte apandiks iyice iltihaplanmış, gergin ve büyümüştür.
Üzerindeki periton ise alışılmış parlaklığını yitirerek hafif matlaşmıştır. Flegmonöz
apandisit hastalığın en hafif tipi olmasına karşın, zamanında müdahale
edilmezse irinli apandisite dönüşebilir. İrinli apandisitte, apandiks iç
boşluğunda ve duvarında biriken irin birçok apse odağı oluşturur. Bu apselerin
ülserleşerek apandiks dışına açılmasıyla kaçınılmaz olarak periton iltihabı
gelişir. Akut apandisitin irinli tipinde körbarsak ve incebarsak bağlantı
bölgesi gibi apandiks yakınındaki barsak bölümleri de iltihaplanır. Son olarak,
apandiks damarlarının pıhtıyla (tromboz) tıkanması sonucunda gangrenli
apandisit gelişir.
Başka
bir deyişle, apandise gelen kanın ve dolayısıyla oksijenin azalması, doku
ölümüne (nekroz) ve apandisin bağırsaktan kopmasına yol açar. Kopan apandisin
ve körbarsağın içindekiler karın zarı boşluğuna yayılınca çok ağır bir
peritonit oluşur.
GİDİŞİ
Hastalık
gidişine bırakılırsa, yani tanısı konmaz ya da hasta ameliyata izin vermezse
nasıl bir gelişme gösterir? Bazı iyi huylu olgularda ağrı, kusma ve ateş birkaç
gün içinde kendiliğinden azalır ve hasta o an için kendini
"iyileşmiş" hisseder. Ama "o an" geçicidir, çünkü kolayca
atlatılan bu ilk krizi kaçınılmaz olarak ikincisi izler. İkinci krizin ortaya
çıkış zamanı değişkendir ve arada geçen süre hastalığın kronikleşmesine yol
açacak ölçüde uzayabilir.
Bu
iyi huylu olguların dışında bazen de 3. ve 4. günlerde periton tepkisi gelişir.
Bunun sonucu olarak böğür çukurunda elle hissedilen, sınırları belirsiz, oval
bir kütle belirir (plastron). Yatakta dinlenme ve antibiyotik tedavisiyle
plastron birkaç haftada geriler.
Bir
başka olasılık da apandisitin yaygın peritonit gibi ağır hastalık durumuna
doğru gelişmesidir. Yaygın karın zarı iltihabında belirtiler çok şiddetlidir;
ağrı bütün karında duyulur, kusma sıklaşır, hıçkırma belirir ve ateş 40 0C
ye kadar çıkar. Hasta endişeli, sıkıntılı, solgun, yüz hatları gerilmiş
görünür; dudaklar ve özellikle dil kurumuştur. Acil girişimde bulunulmazsa
hasta ölür.
Akut
apandisit olgularında %3 civarında olan komplikasyon oranı perfore apandisitte %50’ye
çıkabilmektedir. Apandisit nedeniyle ölüm % 0,06 oranında görülmekteyken
perfore apandisitte ise bu oran %3’e çıkmaktadır.
Görüldüğü gibi erken tanı ve tedavi
apandisitte önemlidir.